2-3 yaş özellikleri

2-3 YAŞ ... İLK ERGENLİK ve BEN DÖNEMİ

2 YAŞ GELİŞİM ÖZELLİKLERİ:
2 yaş, gelişimin en büyük kriz dönemlerinden biri olarak kabul edilir. “Serkeşlik evresi” olarak nitelendirilebilen bu zorlu dönemde çocuk dengesiz, olumsuz, kararsız ve isyankardır. Büyüklerinin sözlerini dinlemez, hatta tersini yapar, eylemleri kısıtlandığında öfkelenir, çevresinden yardım istemez ve kendi başına başarmayı amaçlar. Ancak bu dönem her çocukta görülebilen doğal bir geçiş evresidir.
3 yaş dolaylarında kendini denetleyebilen, bağımsızlık duygusuyla özgürlüğünü kazanmaya başlayan çocuğun çevresiyle sürtüşmeleri azalır ve yeniden işbirliği kurmaya çalışır. Ancak bu evrede ( 2 yaş ) oluşan saplantılar ve aşırı gerginlikler, ileriki yıllarda inatçılık ve direnç belirtileri şekline de dönüşebilir.

2 YAŞINDAKİ ÇOCUK NELER YAPABİLİR?
Bu yaşın sona ermesiyle birlikte, çocuğunuz aşağıdakileri yapabilecek durumda olmalıdır.
Bir resmi adını söyleyerek gösterir
Elbisesinin bir parçasını giyebilir.
Zıplar.
6 organının ismini söyler.
4 resmi tanıyarak gösterir.
Tek ayak üzerinde 2 saniye kalabilir.
Kendi ismini tümüyle bilir.
Resimli kitaplarda çok ince ayrıntıları ayırt edebilir.
Heyecanlandığında, herhangi bir şeye büyük bir istek duyup coşkulandığında kekeleme oldukça yaygındır.
Birkaç çocuk şarkısı söyleyebilir.
Resimli kitaplardan okunan, bildiği basit öykülerden zevk alır.
Kaşıkla yeme becerisi epeyce gelişmiştir, çatal da kullanabilir.
Son derece canlı ve etkindir, yerinde duramaz, sürekli hareket eder ve engellendiğinde karşı çıkar.
Basit, dramatik taklit oyunları oynar.
Duygusal açıdan yetişkine hala oldukça bağımlıdır.

ÇOCUĞA NASIL YARDIMCI OLUNABİLİR?
“Günaydın” dendiğinde “Günaymadım” cevabının verilebildiği bu olumsuzluk evresinde çocuğunuz, başkalarıyla paylaşma konusunda zorlanacak ve onda rekabet duygusu gelişecektir. O, diğerleri üzerinde otoritesini kurmaya çalışırken; bir yandan bağımsız olmayı isteyecek, bir yandan da yetişkinlerin onayına ihtiyaç duyacaktır. Zaman zaman otoriteye öfke ve terslikle karşı çıkacağı bu dönemde çocuğun olumsuz davranışlarını görmezden gelin, kısa bir süre ilgisiz kalın, onunla tartışmaya girmeyin, sürtüşmeyin, onun dikkatini başka bir etkinliğe yöneltirken siz de başka bir şeyle meşgul olun. Ancak olumsuz davranışı bittiğinde yeniden ilgilenin.
Hırçınlaştığı, olumsuzlaştığı, öfke nöbeti geçirdiği dönemlerde sakin ve sabırlı bir tutum izleyin. İletişimin temel ilkelerini uygulayın: Tüm dikkatinizi ona yoğunlaştırın. Göz kontağı kurarak, kabul belirtisini beden diliyle pekiştirin. Ciddi bir yüz ifadesi takının. Ona yaklaşın ve dinleyin. Kararlı bir ses tonuyla konuşun. Unutmayın ki bu kriz dönemi gelişimin normal bir evresini oluşturmaktadır. Geçicidir.
Çabalarını daima destekleyin. Hatalarını görmezlikten gelin. Tüm başarılarını övün.
Oyunda paylaşmayı öğrenebilmesi için başkalarına bir şeyler vermesini gerektiren oyunlar oynayın.
Zıplama ve ayak ucunda yürüme faaliyetlerinin yer aldığı oyunlarla, top ve koşmaca yoluyla enerjisini harcamasını sağlayın. Özellikle yeşil alanda gerçekleştirilecek, çocuğu yoran bu tür oyunlar, hem çocuğun uyku düzenine yardımcı olacak hem de günlük gerilimden arınmasını sağlayacaktır.
Çok parçalı bir oyuncak temin edin. Örneğin; bir “çiftlik” kurun ve bunu, inekleri, kuzuları, atları ve tavukları saymak için kullanın.

3 YAŞ ÇOCUĞUNUN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ:
3 yaşındaki çocuk artık çevresinde kendisinden bağımsız bir dünyanın varlığını ve kendisinin o dünya içinde bir birey olduğunu kabul etmiştir. Bu evrede çocuk kendine özel ayrı bir benlik ve cinsiyet duygusu geliştirmeye başlar.

3 YAŞINDAKİ ÇOCUK NELER YAPABİLİR?
Konuşurken, ses tonunu duruma göre değiştirir, yükseltip alçaltır.
Adını, soyadını, cinsiyetini ve (bazen) yaşını söyleyebilir.

“Ne”, “nerede” ve “kim”le başlayan pek çok soru sorar.

Öyküleri büyük bir istekle dinler; en çok sevdiklerini defalarca dinlemek için ısrar eder.

10’a kadar ya da daha fazla ezbere sayabilir.

Ellerini yıkar, ama kurularken gözetim altında tutmalı, gerekirse yardım edilmelidir.

Geceleri altını ıslatmaz (çocuktan çocuğa değişir).

Oyun sırasında kendi kendine konuşma giderek azalır ve yerini başkalarıyla konuşmaya bırakır.

Ev işleri, bahçe işi, alış veriş gibi etkinliklerde yetişkine yardımcı olmaktan hoşlanır.

Değişik renkler hakkında kavramlara sahiptir. Belirli sözcüklerin renk adları olduğunu bilebilir, ancak hangi adın hangi renge ait olduğunu bilmeyebilir. Mavi rengi adlandırması istendiğinde kırmızı diyebilir.

ÇOCUĞA NASIL YARDIMCI OLUNABİLİR:

Çocuğa büyük kağıtlar, kurşunkalem, pastel boya ve kuru boya vererek resim yapmaya özendirin.
Çocuk, yetişkinlerden çok yaşıtlarıyla konuşmak isteyecektir. Bu sebeple diğer çocuklarla bir arada olması için ortamlar hazırlayın. Bu dil gelişimi için faydalı olacaktır. Okul öncesi eğitimi önemli kılan nedenlerden biri de budur.
Çocuğun zaman içinde bağımsızlığını öğrenebilmesi için kendi kendine yetmesine ortam hazırlayın; gardroptan yazlıkları kaldırarak çocuğa kışlıklar arasından kendi elbisesini tek başına seçebilme şansı verin. Kararlarına karışmayın. Bu nedenle onunla sürtüşmeye girmeyin. Seçimine saygılı olun.
Birlikte gittiğiniz kitapçıdan kitabını kendi başına seçmesine izin verin.
Düzen alışkanlığı kazandırmak için “Oyuncakların dağılmış, istersen birlikte toplayalım” diyerek onu özendirin. Ardından başarısını takdir edin.

ÇOCUĞUN İNADIYLA BAŞA ÇIKMA YOLLARI:

2 – 3 yaş dönemine kadar genellikle daha sakin, uyumlu olan çocuklar bu dönemde sık sık anne – baba ile inatlaşmaya başlar ve sonunda da öfke krizleri yaşayabilirler. Bunun nedeni anne – babayı sinirlendirmek, yaramazlık yapmak değildir, sadece istekleri engellendiğinde tepkilerini gösterebilmek için başka yolları olmadığı içindir. Bu yaş döneminde çocuklar henüz öfkelerini kontrol etme ve yönlendirme becerisine sahip değildirler.

Anne – babalara öneriler

Çocuğunuzu ciddiye alın. Küçük çocukların inatçı davranışları ya da öfkeleri bazen yetişkinlere eğlenceli gelebilir. Ama onun için o an yaşanılan duyguların çok yoğun ve önemli olduğunu unutmayın.

İnatlaşmaları ile sizi ne kadar bıktırırsa bıktırsın sevginizi geri çekerek onu cezalandırmayın “Böyle davranırsan artık seni sevmeyeceğim”.

İnatçılık bir kişilik özelliği de olabilir, kendinizin nasıl bir model olduğunuza dikkat edin. Eğer siz her zaman benim dediğim olacak diyen bir ebeveynseniz çocuğunuz bu özelliğini sizden almış olabilir.

Esneklik sağlayabileceğiniz durumlarda krizler ortaya çıkmadan alternatifleri değerlendirin. Böylece çocuğunuz sadece inat ettiği için bir hak elde ettiğini düşünmeyecektir.

Küçük yaş döneminde inat ile baş etmenin en etkin yolu genellikle ilgiyi başka yöne çekmektir. Bu anne – babanın yaratıcı çözümler bulması anlamına gelebilir.

Esnek olmak ya da sakin olmak gerekli olduğu kadar sınırlar ve kurallar belirlemek de gereklidir. Çocuklar sürekli özgür olmak isterler ancak bu onlar için her zaman en iyi olan değildir. Tam aksine çocuklar belli kural ve sınırlara ihtiyaç duyarlar, böylece kendilerini güvende hissederler. Kişiliğinin ve güven duygusunun gelişmesi için çocuğun sınırlara ihtiyacı vardır. Her istediğini yapabileceğini düşünmek ileriki yıllarda büyük hayal kırıklığı ve yetersizlik duygusu yaşamasına neden olacaktır.

 Kurallar ve sınırlar kısa, net bir şekilde açıklanmalı ve tutarlı bir şekilde uygulanmalıdır.

Değişimleri ya da yeni durumları önceden haber verin. Böylece ona uyum sağlaması için zaman tanımış olursunuz.

İnatlaşmaların güç savaşına dönmesine izin vermeyin. Kazanan ve kaybeden durumu yaratmak krizlerin artmasına neden olabilir. Eğer çocuk inatçılığı karşısında anne babayı pes ettirebildiğini gözlemlerse bu davranışın tekrarlama olasılığı artar. Böylece çocuk sürekli olarak anne – babanın koyduğu sınırları test etmeye, zorlamaya ve yıkmaya çalışmaya başlar. Aksi bir durumda eğer anne – baba genellikle uyguladıkları baskı ile çocuğun isteklerinden vazgeçtirir ise o zamanda çocuğun bağımsız bir birey olması zorlaşabilir.

Bazı durumlarda müdahale etmek yerine görmezden gelmek daha yararlı olabilir. Genellikle çocuklar olumsuz da olsa anne babanın ilgisini çekmek isterler, eğer inatlaşma giderek uzuyor ve uzlaşma sağlanamıyorsa ilginizi başka bir yere vermek sizi rahatlatabilir. Ancak çocuğunuzun size ihtiyaç duyduğu anda teselli etmek için yanında olacağınızı bilmesi önemli.

Anne – babalar sakin ve tutarlı davranıp, çatışmaları çözümleyecek şekilde davranabilirse, çocukla güç savaşına girmeden, kendi kızgınlıklarının farkına varıp, duygularını uygun şekilde ifade edebilirlerse inatçı çocukla baş etmeleri kolaylaşacaktır. Krizler sırasında soğukkanlı davranmak zor olabilir, ama en azından daha sonra üzerinde düşünüp farklı çözüm yolları bulunabilirse çatışmalar azalacaktır. İnatçılık bir kişilik özelliği olsa da altında yatan duyguyu ve ihtiyacı anlamaya çalışmak çocuğunuzla iletişiminizi güçlendirmek için yardımcı olabilir.

YUNUS YUVA – ergin sokak no:24 tandoğan - ANKARA - info@yunusyuva.com